"Spider-Man: No Way Home" Analizi

Büyük güç, büyük sorumluluk getirir!

Jon Watts’ın yönettiği, Stan Lee’nin çizgi-romanından uyarlanan, Chris McKenna ve Erik Sommers’ın kaleme aldığı, Marvel eseri “Spider-Man: No Way Home”, geçtiğimiz günlerde vizyona girdi. Başrolde yine Tom Holland’ı ve sevgilisi olarak Zendaya’yı barındıran yapım, bu sefer Spider-Man filmlerinde hiç görmediğimiz bir şekilde eski Peter Parker’lara da yer verdi. Filmde Mahallemizin kahramanı Örümcek Adam’ın kimliği deşifre olur, karakter kötü bir üne kavuşur ve bu durumu düzeltebilmek amacıyla Doktor Strange’in yanına gider. Doktor Strange, Peter Parker’ın kim olduğunu unutturabilmek amacıyla bir büyü yapmayı kabul etse de, Peter’ın bitmeyen ekstra istekleri büyünün yanlış yapılmasına yol açar ve geçmiş Spider-Man düşmanları bir anda günümüz New York’una gelir! Bu durumu düzeltmek isteyen Peter Parker, arkadaşlarıyla çalışmalara başlar ve olaylar gelişir…



Not: Eser Miktarda Spoiler İçerebilir!
Spider-Man: No Way Home filmi, diğer Örümcek Adam filmlerinden tam da bu noktada ayrılır. Bildiğimiz Spider Man, suçluları ne olursa olsun yakalar ve adalete teslim eder. Bu yakalama sürecinde ölümler yaşanabilir, kötü karakterler hayatını kaybedebilir, her şey kaosa sürüklenebilir… Fakat sonuç olarak her zaman Spider-Man görevini yapar ve suçluları New York’tan aksiyon dolu yollarla temizler. Bu filmde ise Peter Parker, May’in sunduğu bir bakış açısıyla geçmişten gelen suçluları “iyileştirmek” ister. Onları yakalamak, hapse tıkmak, adalete teslim etmek gibi eylemlerden ziyade kötülüğün normalde olmaması gereken bir tutum olduğunu ve insanların aslında iyi olmak istediğini vurgulayarak, sevgilisi MJ, yakın dostu Ned ve Stark teknolojisi ile birlikte karakterleri rehabilite etmeye çabalar. Bu noktada film klasik Marvel aksiyonundan ve macerasından felsefi bir boyuta evrilir:
“İyilik nedir? Kötülük nedir? İyilik ve kötülük bir tercih midir? Kötü olmak nasıl tercih edilebilir?” Bu ve bu gibi soruların hepsini, Spider-Man: No Way Home filminde buluyoruz!



Warner Bros işbirliği ile yapılan Joker ve Spider-Man: No Way Home gibi yapımların olay örgüsüyle birlikte Marvel & DC gibi macera temalı film üreticilerinin son dönemde biraz daha psikolojik işlere yönelmekte olduğunu söyleyebiliriz. Her geçen gün değişen toplum yapısının, hayat standartlarının ve yaşanan olayların insanları daha farklı konular düşünmeye ittiği bu günlerde, yapım şirketleri de bu duruma adapte olmaya çalışıyor. Buna istinaden de film, kötülük kavramını biraz düşünmemizi istiyor. Filmlerde, kitaplarda, inançlarda ve yasalarda “kötü olmak” her zaman istem dışı gerçekleşen, bir hastalık, düzeltilmesi gereken bir sorunmuş gibi gösterilir. Peki “kötülük” kavramı gerçekten böyle midir? Spider-Man filmi, kötülüğün nesnel olmadığını izleyicilere aktarıyor. Kimi insan kötülüğe bulaştıktan sonra tekrar iyi olmak ister, kimisi de kötülüğün kendisine sağladığı fırsatları bir güç olarak görüp “iyi” birisi olmak istemez. Film bir açıdan da, kötü karakterlerin neden kötüye dönüştüğünü sorgulamaya çalışmaktadır. Karakterlerin bir kısmının iyi amaçlar uğruna çabalarken kötüye dönüştüğünü, diğer kısmının ise hayatlarında silik ve ötekileştirilmiş bir haldeyken, süper güce sahip olduklarında hissettikleri fark edilme ve intikam güdüsünün sonucu olan eylemlerinin onları kötü yaptığını bize vurgulayan Spider-Man: No Way Home, bu özelliği ile de diğer fantastik yapımlardan ayrılır. 
Tom Holland’lı Spider-Man filmleri, diğerleri kadar büyük bir etki yaratmamış olsa da bu film, zamanlar arası yolculuk konseptiyle ve Tobey Maguire, Andrew Garfield gibi eski Peter Parker’ların bir anda karşımıza çıkmasıyla birlikte en öne çıkan Marvel yapımlarından birisi haline geldi. Sinema salonunda bir yapım izlenirken seyircilerin belirli sahnelerde filme alkış ve tezahüratlarıyla eşlik ettiğini bile görebilmekteyiz. Bu durum da Spider-Man: No Way Home’un izleyicilere ne kadar geçtiğini kanıtlar nitelikte. Ayrıca bu Örümcek Adam filminin mizahi ve duygusal yönlerinin de geçmiş yapımlardan biraz daha iyi olduğunu, birçok sahnede kahkahalara boğup, bazı bölümlerde de gözlerin dolmasını sebep olduğunu belirtmeliyiz. 

Spider-Man: No Way Home teknik olarak incelendiğinde;
Çok fazla “green box” ve “CGI” teknolojisi düşkünü olmayan bir sinemaseverlerin bile yapımdaki kurgu ve efektleri  hayranlıkla izleyebileceğini söylemekle birlikte, sanat ve efektin güzel bir biçimde bir araya geldiğini ifade etmek mümkün. Film özellikle Doktor Strange’in “yapay evren” sahnesinde izleyicileri görsel anlamda mest ediyor. Senaryo konusunda Erik Sommers ve Chris McKenna’nın aştığını söylemenin de hiç abartı kaçmayacağı yapımda, Stan Lee gibi bir üstadın hikayesini ince detaylarla birlikte aslına ihanet etmeden günümüz yaşamına entegre eden senaristler, izleyicileri de oldukça memnun ediyor. Oyunculuk kısmında Tom Holland’ın diğer “Spider-Man” oyuncularına nazaran daha geri planda olduğunu kimi zaman görsek de, bu filmdeki performansının hakkını vermek şart!. Zendaya’nın da “MJ” karakterine farklı bir tat verdiği su götürmez bir gerçek. Andrew Garfield yine eğlenceli mizacıyla bizi gülümsetirken, büyük bir çoğunluk için en efsane “Peter Parker” olan Tobey Maguire’yi biraz yaşlanmış görmek, izleyicileri biraz üzmekte. Norman Osborn’a hayat veren Willem Dafoe’nun da mimik, tavır ve oyunculuğuyla başarılı bir performans sergilediğini söyleyebiliriz. Ayrıca Tobey Maguire’li ilk Spider-Man filmlerindeki “Gazeteci J. Jonah Jameson” karakterini canlandıran J.K Simmons’ı ve “Dr. Otto Octavius”u tekrar görmek, Spider-Man severler için güzel bir sürprizdi.  

Sonuç olarak Spider-Man: No Way Home filminin Marvel sinematik evrenindeki diğer işlerden sıyrıldığını, Spider-Man filmlerinin arasında da farklı bir konsepti olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Film sırasında izleyicilere her duyguyu geçirebilen, her yaşa hitap eden, klasik aksiyon ve maceradan ziyade farklı konulara da parmak basan bu filmi hem Marvel ve Spider-Man severlere, hem de diğer sinemaseverlere içtenlikle tavsiye ediyoruz! 

Analizimizi Spider-Man’in efsaneleşmiş sözü ile bitirmekteyiz;

“Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.”


 
   Yazan:
   Alimcan Uslu
   StevedaCinema Supervisor

   alimcan@stevedacinema.com

   https://www.twitter.com/m6rcys
   https://www.instagram.com/alimcanuslu

Yorum Yap
Yorum yapmak için, lütfen Giriş yapınız
Giriş Yap
Yorumlar
Bonç

Büyük güç, büyük bir film getirmiş????

4 ay önce

berkayyy

Elinize sağlık,güzel film ????????

4 ay önce

Giriş Yap